YAPAY ZEKÂ İLE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA
SORU: Öğrenmek istediğim Araplar, örneğin Mekke’dekiler, Medine’dekiler bizdeki yaptım, gerçekleştirdim kavramlarının yerine hangi ifadeleri içeren kelimeleri kullanıyor.
COPİLOT **Arapça’da “yaptım / gerçekleştirdim”** dediğimiz şeyin ifade ediliş biçimi, gerçekten de Türkçe’deki “ben yaptım” tonundan farklı bir zihniyeti yansıtır.
Aşağıda hem **Arapça fiillerin anlam alanını**, hem de **Mekke–Medine Araplarının günlük kullanımını** sade ve net biçimde özetliyorum.
Ardından, web aramasından gelen verileri de ekleyerek tabloyu tamamlıyorum.
—
# **1. Araplar “yaptım / gerçekleştirdim” yerine hangi kelimeleri kullanır?**
Arapça’da “bir işi yapmak, tamamlamak, gerçekleştirmek” için kullanılan temel fiiller şunlardır:
## **A) أَنْجَزَ (encaze)**
**Anlamı:** Bir işi tamamlamak, yerine getirmek, sonuçlandırmak.
**Ton:**
– Türkçedeki “gerçekleştirdim”e en yakın kelime.
– Ama Arapça’da bu fiil, “ben başardım” iddiası taşımaz; daha nötrdür.
Web aramasında da “accomplished” kelimesinin karşılığı olarak **منجز (müncez)** yani “tamamlanmış, yapılmış” veriliyor.
—
## **B) أَتَمَّ (etemmettu / etemme)**
**Anlamı:** Bir şeyi eksiksiz tamamlamak.
**Ton:**
– “Tamamladım” demektir ama “ben yaptım” vurgusu yoktur.
– Daha çok “iş bitti, tamam oldu” havası taşır.
—
## **C) فَعَلْتُ (fealtu)**
**Anlamı:** “Yaptım.”
**Ton:**
– En temel fiildir.
– Ama Arapça’da “fa‘ala” fiili bile Türkçe’deki kadar “ben yaptım” vurgusu taşımaz.
– Çünkü Arapça’da fail (özne) gramer gereği fiilin içinde zaten gizlidir; ayrıca büyütülmez.
—
## **D) قَامَ بِـ (kāme bi-)**
**Anlamı:** Bir işi üstlenmek, bir görevi yerine getirmek.
**Ton:**
– “Şunu yaptım” değil, “şu işi yürüttüm / yerine getirdim” gibi daha mütevazı bir ifade.
—
## **E) حَدَثَ / وَقَعَ (hadese / veka‘a)**
**Anlamı:** “Oldu, gerçekleşti.”
**Ton:**
– Faili gizleyen, sonucu Allah’a bırakan bir dil.
– Mekke–Medine Araplarının günlük konuşmasında çok yaygındır.
Bu fiiller özellikle **“iş oldu / gerçekleşti”** anlamında kullanılır;
Türkçe’deki gibi “ben yaptım” vurgusu yoktur.
—
# **2. Mekke ve Medine Araplarının günlük dilinde ton nasıl?**
Hicaz Arapçası (Mekke–Medine lehçesi) çok ilginçtir:
**İnsan fiili öne çıkarılmaz; sonuç öne çıkarılır.**
Örneğin:
### ❌ Türkçe:
“Ben hallettim.”
### ✔️ Hicaz Arapçası:
“خَلَص” (halas) – “Tamam oldu.”
“صَار” (sâr) – “Oldu.”
“تِمّ” (timm) – “Tamamlandı.”
“زَبَط” (zebat) – “Düzgün oldu.”
Bu ifadelerde **fail yoktur**.
Yani “ben yaptım” demek yerine “iş oldu” denir.
# **3. Arapça’da “gerçekleştirdim” kelimesi neden bizdeki kadar güçlü değil?**
Çünkü Arapça’nın yapısı gereği:
– Fiil **sonucu** anlatır,
– Fail (özne) **gizlidir**,
– “Ben yaptım” vurgusu **kültürel olarak hoş karşılanmaz**.
Bu yüzden Mekke–Medine Arapları:
– “Ben başardım”
– “Ben gerçekleştirdim”
– “Ben elde ettim”
gibi ifadeleri **çok nadir** kullanır.
Onun yerine:
– “Oldu.”
– “Tamamlandı.”
– “Gerçekleşti.”
– “Allah kolaylaştırdı.”
– “Allah nasip etti.”
gibi failden bağımsız ifadeler tercih edilir.
—
# **4. Web aramasından gelen veriler ne söylüyor?**
Aramada “accomplished” kelimesinin Arapça karşılıkları şöyle verilmiş:
| İngilizce | Arapça karşılık | Kaynak |
|———-|——————|——–|
| accomplished | **منجز (müncez)** – yapılmış, tamamlanmış | |
| accomplished | **إنجاز (injāz)** – gerçekleştirme, tamamlama | |
| accomplish (fiil) | **أتمّ / أنجز / نجز** – tamamlamak | |
Bu kelimeler bile “ben yaptım” tonundan çok **“iş tamamlandı”** tonunu taşır.
—
# **5. Sonuç: Arapça’da “yaptım” değil, “oldu” kültürü vardır**
Senin yazında anlattığın farkı Arapça çok güzel yansıtır:
– Türkçe modern kullanım: **“Ben gerçekleştirdim.”**
– Arapça klasik ve Hicaz kullanımı: **“Oldu / tamamlandı / gerçekleşti.”**
Bu yüzden Arapça’da fiiller bile tevhide daha yakın bir dil taşır.
—
İstersen bu konuyu:
– Kur’ân’daki fiil yapılarıyla,
– “kesb–halk” ayrımıyla,
– Arapça’nın fail–mef’ul düzeniyle
daha da derinleştirebiliriz.
SORU: Bu konuyu “Kur’an’daki fiil yapılarıyla”, “kesb-halk ayrımıyla” derinleştirmeni çok isterim.
COPİLOT: Bu soru“amaç–gaye” yazısnın kalbini tam anlamıyla açıyor. Çünkü mesele sadece kelime değil; **Kur’an’ın fiil sistemi**, **kulun kesbi**, **Allah’ın halkı** ve **sonucun kime ait olduğu** meselesi, Arapça’nın derin yapısında zaten işlenmiş durumda.
Aşağıda bunu üç katmanda açacağım:
1. **Kur’an’daki fiil yapıları: kim yapıyor?**
2. **Kesb–halk ayrımı: kulun çabası, Allah’ın yaratması**
3. **Amaç–gaye ayrımının bu yapıyla nasıl birebir örtüştüğü**
Bu, yazının teorik temelini çok güçlendirecek.
—
# 1. **Kur’an’daki Fiil Yapıları: Failin Kim Olduğu Asla Tesadüf Değildir**
Kur’an’da fiiller üç ana kategoriye ayrılır:
## **A) Kulun yaptığı fiiller (kesb alanı)**
Kur’an bu fiilleri genellikle **كَسَبَ – kesebe** (kazanmak, yapmak) köküyle anlatır.
Örnek:
**لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ**
“İnsanın kazandığı lehine, yaptığı aleyhinedir.” (Bakara 286)
Burada dikkat et:
– “Kazandı” (kesebet) → **kulun çabası**
– “Yaptı/işledi” (iktesebet) → **kulun sorumluluğu**
Kur’an kulun fiilini “yaratmak” diye anlatmaz.
Kul **yapar**, **kazanır**, **seçer**, **niyet eder**.
Ama **yaratmaz**.
—
## **B) Allah’a nispet edilen fiiller (halk alanı)**
Kur’an’da yaratma, sonuçlandırma, hükme bağlama gibi fiiller **hep Allah’a nispet edilir**.
Örnekler:
– **خَلَقَ** – yarattı
– **قَدَّرَ** – takdir etti
– **جَعَلَ** – kıldı
– **فَعَلَ** – yaptı (mutlak fail olarak Allah)
– **أَمَرَ** – emretti
– **هَدَى** – hidayet verdi
– **وَفَّقَ** – muvaffak kıldı (başarıyı nasip etti)
Kur’an’da **“başarıyı gerçekleştirdi”** anlamında bir fiil **insana verilmez**.
Başarı → **tevfik**
Tevfik → **Allah’ın fiili**
—
## **C) Sonuç fiilleri: Fail gizlenir, sonuç öne çıkar**
Kur’an’da çok sık kullanılan bir yapı vardır:
– **وَقَعَ** – oldu
– **حَدَثَ** – gerçekleşti
– **جَاءَ** – geldi
– **قُضِيَ** – hükme bağlandı
– **كُتِبَ** – yazıldı, farz kılındı
Bu fiillerin çoğu **meçhul (pasif)** gelir:
**قُضِيَ الْأَمْرُ**
“İş hükme bağlandı.” (Hud 44)
Fail yok.
Çünkü fail zaten bellidir: **Allah.**
Bu yapı, senin “gerçekleştiren kim?” sorunun Kur’an’daki karşılığıdır.
—
# 2. **Kesb – Halk Ayrımı: İnsanın Çabası, Allah’ın Yaratması**
Kelam geleneğinde (özellikle Mâturîdî ve Eş’arî çizgide) şu ayrım temel kabul edilir:
## **KESB (كسب):**
Kulun **niyet ettiği**, **seçtiği**, **yapmaya yöneldiği**, **çabaladığı** şey.
– Kul kesb eder.
– Kul irade eder.
– Kul tercih eder.
– Kul sorumludur.
Ama kul **yaratmaz**.
## **HALK (خلق):**
Fiilin **varlık sahasına çıkması**, **gerçekleşmesi**, **sonuçlanması**.
Bu sadece Allah’a aittir.
> **Kul kesb eder, Allah halk eder.**
> Kul ister, Allah yaratır.
> Kul yönelir, Allah sonuçlandırır.
Bu ayrım, senin yazındaki şu cümleyle birebir örtüşüyor:
> “Niyet bizim, akıbet O’nun.”
—
# 3. **Amaç–Gaye Ayrımı Bu Yapıyla Nasıl Örtüşüyor?**
Senin yazında yaptığın ayrım aslında tam olarak şudur:
– **Amaç = kesb alanı**
(Kulun niyeti, çabası, planı, yönelişi)
– **Gaye = halk alanı**
(Sonucun gerçekleşmesi, akıbet, Allah’ın takdiri)
Bu yüzden:
– “Amacımı gerçekleştirdim” → **teolojik olarak sorunlu**
– “Amacıma ulaştım” → nötr
– “Gaye gerçekleşti” → Kur’anî dile daha yakın
– “Allah nasip etti” → en doğru ifade
Kur’an’ın dili, insanı **fail** değil **mükellef** yapar.
Allah’ı ise **Yaradan** ve **sonucu belirleyen** konumuna koyar.
—
# 4. Kur’an’ın Fiil Sisteminde “Ben yaptım” Neden Azdır?
Çünkü Kur’an’ın amacı:
– İnsanı sorumlu kılmak,
– Ama onu ilahlaştırmamak,
– Çabayı insana,
– Sonucu Allah’a nispet etmektir.
Bu yüzden Kur’an’da:
– “Ben başardım” yoktur.
– “Allah muvaffak kıldı” vardır.
– “Ben gerçekleştirdim” yoktur.
– “Allah diledi, oldu” vardır.
– “Ben elde ettim” yoktur.
– “Allah verdi” vardır.
—
# 5. Bu Yapı Mekke–Medine Arapçasında Nasıl Yaşar?
Hicaz Arapçası hâlâ Kur’anî fiil mantığını taşır:
– “Oldu.” → **صار / تمّ / خلص**
– “Gerçekleşti.” → **صار / حصل**
– “Allah kolaylaştırdı.” → **الله يسر**
– “Allah nasip etti.” → **الله كتبها / الله أراد**
“Ben yaptım” demek yerine:
**“Tamam oldu.”**
**“Allah kolaylaştırdı.”**
**“Nasip oldu.”**
dilsel bir tevazu vardır.
—
Yazı aslında Kur’an’ın fiil sistemine dayanıyor:
– **Amaç = kulun kesbi**
– **Gaye = Allah’ın halkı**
– **Gerçekleştirmek = Allah’ın fiili**
– **Çabalamak = kulun fiili**
Bu yüzden:
> **Kul amaca yönelir, gaye Allah’ın takdiridir.**
> **Kul niyet eder, Allah yaratır.**
> **Kul çabalar, Allah sonuçlandırır.**
Bu çerçeve, yazıyı hem dilbilimsel hem kelamî hem de Kur’anî açıdan çok güçlü bir zemine oturtuyor.