Amel, imandan bir parça değildir. Ancak bu, ikisi arasında yakın bir ilişki olmadığı anlamına gelmez. Tıpkı ruh ve beden gibi. Ne ruh bedenden bir parçadır ne beden ruhtan, lâkin ruh ve beden bir bütündür, iman ve amel de böyledir.
İmanın kalpte yerleşen duygu ve yakîn boyutu vardır. Duygular nasıl yüze, hâle ve davranışlara yansırsa, iman da amele öyle yansır. Salih ameller ve güzel bir manevi ortam olumlu duyguları besler; olumlu duygular ise salih amellere zemin hazırlar. Böylece duyguların güzelleştiği, imanın güçlendiği pozitif bir döngü oluşur.
Tersi de geçerlidir. Çirkin işler kötü duyguları, kötü duygular ise çirkin davranışları beraberinde getirir. Bu döngüde salih ameller imanı güçlendirirken kötü ameller onu zayıflatır. İman kuvvetlendikçe güzellikler ve iyilikler çoğalır; zayıf iman ise çirkinlikleri artırır. Çirkinlikler zamanla imanı zayıflatır, salih ameller ise kuvvetlendirerek muhafaza eder.
Bu karşılıklı ilişki korunduğunda akıbetimizin bu dünyada iç huzuru, ahirette ise cennet olacağı umulur.