Amelin imandan bir parça olmadığı görüşünde bir sorun yok. Bu düşünceden “amelsiz de iman olur” şeklinde bir yorum çıkarmak ise problemli. Zira böyle bir yaklaşım, işin amel boyutuna gereken önemi vermemeye kapı aralayabilir.
Oysa iman ile amel ilişkisini ruh ve beden bütünlüğü gibi tasavvur etmek mümkündür. Ne ruh bedenden bir parçadır ne de beden ruhtan; ancak aralarında ayrılmaz bir yakınlık vardır.
Olumlu duygular güzel davranışları besler, güzel davranışlar da olumlu duyguları… İmanın meydana getirdiği duygu ve hassasiyetler de amellere yansır.
İman amelden bir parça değildir; fakat kişinin kötü amellerden rahatsız olması, salih amellerle kalbinin huzur bulması imandandır. Bu hassasiyetin derecesi de imanın kuvvetine işaret eder.
Her şeyin doğrusunu Allah bilir.